Koral Koç röportajı
 
 



Yükleniyor...
TİYATRO OYUNCUSU TOPLUMUN AYNASIDIR
 
Süper Baba, dizisinde yakaladığı çıkışı Keşanlı Ali Destanı’nda başrol oyuncusu olarak süsleyen, 4 televizyon filmi ve 75 tiyatro oyununda sahne alan, Trabzon Şehir Tiyatrosu Derneği oyuncusu ve aynı zamanda ‘Grup bilmem ne’ adlı tiyatro konseptinin kurucularından olan Tiyatro sanatçısı Koral Koç, ile Trabzon Sanatevi’nde keyifli bir söyleşi yaptım. İşte Koral Koç’un dar alanda yaptığı seri espriler karşısında gülme krizinden, yine usta oyuncunun kalp masajı ile hayata dönerek, not defterime yansıttığım sanatsal ayrıntılar…
 
Öncelikle bu nezih ortamda beni ağırladığınız için teşekkür ederim. Sizi Trabzon’da birçok tiyatro oyununda görüyoruz. Trabzonlu musunuz?
 
“Ne demek efendim başımın üstünde olmasa da yanımdaki sandalyede her zaman yeriniz var. Evet aslen Trabzonluyum ama Ankara’da doğdum. 1967 doğumluyum. Liseyi Trabzon’da okudum. Karadeniz Teknik Üniversitesi radyoloji mezunuyum.”
 
Tiyatroya ne zaman başladınız? Bu sanata sizi iten en önemli faktör neydi?
 
“Tiyatro benim her şeyden önce bir yaşam felsefesidir. İlk olarak İlkokul 3. sınıfta başladım. Ortaokulda şu anda Bilkent Üniversitesinde öğretim görevlisi olan hocam Ahmet Özer’in manevi desteğiyle bu sanat dalına atıldım. Sağolsun bana her zaman destek oldu. Gel zaman, git zaman derken Koral Koç sahnelerle buluştu”
 
Aktif olarak kaç yıldır bu sanat dalıyla meşgulsünüz?
 
“Matematiğim o kadar kuvvetli olsa fizik kurallarını alt üst ederdim. (Gülüyoruz). 1967 yılından evlilik sürecimi çıkarırsanız sanırım bu sorunun doğru yanıtını bulmuş oluruz. Aslında tecrübede önemli ama benim için yıllanmış boş bir tiyatrocu olmaktansa acemi bir usta oyuncu olmak daha iyidir. Oyunculuktaki kalitemiz de ortadadır zaten”
 
Bu sanat dalı haricinde uğraştığınız herhangi bir meslek dalı var mı?
 
“Evet var. 1994 yılından beri KTÜ Farabi Hastanesi'nde Radyoloji Teknisyeni olarak çalışıyorum. Diğer günlerde yeri geliyor turnede yeri geliyor Trabzon’da sahnede oluyorum. Bu oyuncular için zor oluyorsa a kişilik olarak zor olanı yapmayı seviyorum. Zaman geliyor iş çıkışı gemiye binip Ankara’ya! Pardon Ankara’da deniz yoktu dimi ( Trabzon Sanatevi bahçesinde kahkaha kopuyor). Uçağa binip Ankara’ya turneye gidiyorum. Ve oyun bitimi tekrar Trabzon’a dönüp o yorgunlukta işbaşı yapıyorum. Bu denklem her ne kadar yorucu olsa da, işin için de tiyatro olunca akan sular duruyor”
 
Şu ana kadar kaç turneye gittiniz? Bunca yıl bu sanatın içindesiniz. Tiyatro sektöründe de sıkıntılar var mı?
 
“Yapmış olduğumuz oyunlar bizden sonraki nesillere elbette ki cesaret katıyor. Bu konuda tecrübelerimizi de onlarla paylaşıyoruz. Ama maalesef ki günümüz gençliğimiz üç beş kere sahneye çıkınca kendini boy aynasında görüyor. İşte bu sanatın kırılma noktasıdır. Bu tür yanlış davranışlar asla onlara sanatsal bir başarı getirmeyecektir. Günümüzdeki Tiyatro sanatçıları halkla iç içe değiller maalesef. Bu sanatı icra ediyorsanız ve ben usta bir oyuncuyum diyebiliyorsanız, halkın içinde olmalısınız. Eğer halkın içinde değilseniz, sanat zincirinizin bir halkası kopmuş demektir. Şu ana kadar birçok ilde sahneye çıktım. Aklımda kalanları sıralayacak olursam: İstanbul, Ankara, Düzce, Adana, Mersin, Gaziantep, İskenderun, Bursa, Kahramanmaraş, Kocaeli…”
 
Tiyatro sanatına Trabzonluların bakış açısı nasıl? Mülkü amirlerden yeteri kadar destek alabiliyor musunuz?
 
“Yıllardır Trabzon Kültür ve Sanat şehri diyoruz. Evet Kültür ve Sanat şehriyiz ama ne yazık ki bu sadece sözde kalıyor. Hiçbir sanatçıya yeteri kadar destek verilmiyor. Mülkü amirlerden destek alabilmek için illa ünlü mü olmak gerekiyor. Şehir dışında yapmış olduğumuz turnelerde bu tablo tamamen değişiyor. Sanırım sıkıntı bizim şehrimizde. Turnelerimizde Validen tutun da her mülkü amir bize sonsuz destek veriyor. Onurumuza yemekler veriliyor. Trabzon’da ise oyun davetiyemizin mülkü amirin eline geçmesi bir mucize niteliğinde. Davetiyelerimiz özel kalem müdürlerinin çekmecelerinde birikiyor sanırım. Bu hoş bir şey değil. Sanatla uğraşan insanlar bu davranış şeklini hak etmiyor”
 
Oyunculukta bir idolünüz var mı? Tiyatro takviminizden de biraz bahseder misiniz?
 
“Her sanatçının hemen hemen bir idolü bulunmaktadır benim idolümde Kartal Tibet (Gülüyoruz) Kartal’la büyüdük. Küçükken misket oynayıp, meşrubat şişelerine koleksiyon yapardık. (Koral Koç seri esprilerine devam ediyor) Realist olmak gerekirse benim idolüm Şener Şen’dir. Onun oyunculuğunu beğenirim. Bunların yanı sıra Metin Akpınar ve Engin Cezzer’in de oyunculuklarını beğenirim. Bana bu oyunculardan teklif gelse ve ‘Koral gel bu oyunda ağaç rolünü oynayacaksın’ deseler hiç düşünmeden kabul ederdim (Gülüyoruz). Trabzon Sanatevi’nin ilkini düzenlediği 1. Sanat günlerinde 11 Haziran Perşembe günü Trabzon Şehir Tiyatrosu Derneği bünyesinde Aziz Nesin’in kaleminden sahneye uyarlanan ‘Zamazingo’ adlı oyunu sahneleyeceğiz. Öte yandan 12 Haziran’da da KTÜ Tıp Fakültesi Acil Anabilim Dalı'nda asistanlık yapan Dr. İsmet Eraydın, Dahiliye Anabilim Dalı Doktoru Serkan Besli ve ben deniz Koral Koç’tan oluşan Tiyatro grubumuz ‘Grup bilmem ne? Kalp krizi değil gülme krizi’ adlı oyunla KTÜ AKM’de olacağız”
 
Bana vakit ayırdığınız için teşekkür eder, bundan sonraki sanat yaşantınızda başarılar dilerim
 
“İzlenimlerim doğrultusunda Trabzon’da sanatsal söyleşilere farklı bir boyut ve farklı bir heyecan getiriyorsunuz. Sizinde sanat, mizah, söyleşi ve haberlerinizi takip ediyorum. Sanata yapmış olduğunuz katkılardan dolayı bende size teşekkür ederim.”
 
Röportaj: Murat AYDIN
 
Yükleniyor...
 
Yükleniyor...
 
 
Yükleniyor...
 
 
Yükleniyor...
 
 
Yükleniyor...
 
Yükleniyor...
 
Yükleniyor...
 
 
Yükleniyor...
 
 
Yükleniyor...
 
 
Yükleniyor...
 
 
Kapat
Kapat