
Yükleniyor...
Güneş, Trabzonspor’un hedefinin ne olması gerektiğini açık bir dille söyledi
Dünya’da Marka Olan Bir Kulüp Olmalıyız
Çarpıcı mesajlar veren teknik direktör Şenol Güneş, “Marka değeri büyük olan, kendi ürettiği oyuncuyu kullanabilen, Türkiye de ses getiren, bunu Avrupa’ya taşıyan bir kulüp olmalıyız. Bunları yapıp da şampiyon olmak daha güzel bir şey” dedi
Trabzonspor’a adeta hayat veren Teknik Direktör Şenol Güneş, İlkhaber’e verdiği röportajda önemli açıklamalarda bulundu. İşte, Bordo-Mavili takımın geçmişinden bugününe, geleceğinden kulüp işleyişine, takımın durumuna kadar birçok sorumuza içtenlikle cevap veren Güneş ile çarpıcı söyleşimiz…
Öncelikli olarak bu röportaj talebimizi geri çevirmediğiniz için teşekkür ederiz. Geldiğiniz süreçten bugüne kadar olan zamanı değerlendirebilir misiniz?
Camia olarak her şey iyi. O dönemde, şartların gereği olarak antrenör değişikliği yapıldı. Ben de göreve getirildim. Trabzonspor’un bugün takım kadrosu içerisinde bir takım değişikler olması gerekiyordu. Yeni bir hoca gelmişti. Takın durumuna bakarak değerlendirme yaptık. Durum tespiti yapıp kısa vadede ne gibi değişiklikler yaparak sonuç yakalayabiliriz. Neyi planlayıp başarılı bir Trabzonspor yapabiliriz diye düşündük. Kısa vadede oynadığımız maçlarda aldığımız sonuçlar iyi. Ama uzun vadede Trabzonspor’u başarıya taşıyacak kadroyu oluşturmak istiyoruz. Aynı zamanda Trabzonspor camiasının büyüklüğüne yakışır davranışta bulunmak. Yani bizim oyunculara verdiğimiz şey bu. Trabzonsporluluğu benimsemek. Yaptığı işe gönülden bağlı olmak, severek yapmak. Sizin görev anlayışına renk katmak istiyoruz. Onlarda bunu yapıyor. O günkü durum tespitinde sıkıntılı olan moral değerlerini düzeltmek için oyuncularla birebir konuştuk. Onların fikirlerini aldık. Kadroyu yarıştırmak istedik. Zaman zaman futbolculara haksızlık yapabiliriz ama futbolun gereği böyle. Kısa vadede sonuç almak istiyorsunuz, oyuncuları görmek istiyorsunuz. Hem de uzun vadede hangisi ile iş yapacağınızı anlamak istiyorsunuz. O yüzden bu zorlukları kolay hale getiren iyi niyetli oyuncu grubudur. İyi niyetli bir oyuncu grubu var. Daha önceki alınan sonuçları bağlı olarak davranışlardaki eksiklikler Trabzonspor’a zarar vermiş olabilir. Bunların yanlış olduğunu anlatmaya çalıştık. Yani ayna olduk onlara bir anlamda.
Peki sizce yine bu kadro ile Trabzonspor ligin ilk yarısında başarısız bir dönem geçirdi. Sizce eksik neredeydi yani sorun neydi?
Eksiklik veya suçlu aramak yerine şöyle düşünmek lazım. Bunu değiştirecek olan bu oyuncu kadrosudur. Tabi yönetimi, teknik heyeti, personeli herkes vardır. Bir ekip olarak bakmak lazım. Yani bir iş kötüyse herkesin onda payı vardır. Ama özellikle Oyuncular ön planda olduğu için onların yaptığı her doğru, yönetim hata yapsa, antrenör hata yapsa, seyirci destek olmasa da, medya haksız eleştiri yapsa bile işi iyi yaptığın zaman bütün bunları arka planda bırakan oyuncu grubudur. Küsmek, darılmak, kırılgan olmak işi çözmüyor. Oyuncuların yaklaşımı iyi olduğu için mesafe aldık. Ama her şey sonuca bakıyor. Trabzonspor’da oynayan oyuncunun parasal sorunu varsa halledilecek öyle veya böyle. Seyirci baskısı var diyerek futbolunuzu geliştiremezsiniz. Bütün bu yanlışlarla kafanızı doldurursanız doğru yapmanız mümkün değil. Yanlışları atmaya çalıştık. Fazlalıkları atmaya çalıştık.
Bu takımın eksiği mantalite yani psikolojik olarak hazır olmamaları diyebilir miyiz?
Fizik olarak çalıştırdık, teknik olarak çalıştırdık. Ama bunlardan önemlisi işe başlarken takımın durumuna baktık. Durum tespiti yaptık. Önce aldığımız takımın durumu ne? Kısa ve uzun vadede planlar yaptık. Fizik, teknik, taktik, psikolojik yönden programlar uyguladık. Şu aşamada olumlu gidiş var. Çok mu iyi gidiyoruz hayır. Ama iyiye gidiş moral değerimizi arttırıyor. Özgüven arttırıyor. Söylemeye çalıştığım bu. Burada önemli olan; Trabzon futbolla yaşayan bir kent olduğuna göre futbolcusunun da o ruhu yakalaması. Bunu kendim için de söylüyorum, oyuncularım için de söylüyorum. Aynı duygu düşünceyi paylaşanlar olursak ve bunu benimsersek bir takım oluruz. Aynı düşünceleri paylaşmayıp farklı yollara gidersek bir takım olamayız. Herkes kendi yoluna gider.
Peki bu düşünceleriniz ışığında taraftarlara ne söylemek istersiniz. Onların da uzun süren beklentilerinin karşılanamaması konusunda psikolojik baskı oluşuyor…
Oyuncu takımı sahiplendiği zaman bunu seyirci de görüyor. O da sahipleniyor. Sen saha içinde oynadığın futboldan keyif alıyorsan, seyirci de bundan keyif alıyor. O keyfi de seyirci sahaya yansıttığı zaman oyuncu daha iyi oynuyor. Aslında her iki taraf, ortak değerlerde buluşuyor. Bunda birleşmek varken biz maalesef tam zıttını yaptık. Yani oyuncu seyircisinden kaçar mı? Yönetimini istemeyen bir taraftar kitlesi olur mu? Veya taraftarını sevmeyen bir yönetim olur mu? Bu ortamda başarı olmaz. Böyle bir kulüp olmaz. Hiçbirini birbirinden ayıramazsınız.
Uzun vadede Trabzonspor’a sabredilmesi gerçeğinden hareketle kısa vadede şu andaki takımın hedefi nedir?
Şu anda bulunduğumuz yerden yukarıya çıkmak başarıdır. Bütün sonuçların en iyisini yapmak istiyoruz. Bunu yapmak için bir maç oynuyorsak o maç önemlidir. O maçta rakibe karşı üstün oynuyorsak ve oynadığımız futboldan tatmin oluyorsak, seyirci de mutlu oluyorsa biz işimizi iyi yapmış oluyoruz. Futbolun sonuca yansıyorsa mutlu oluyorsun. Ayrıca bulunduğu yer üst sıralarda bir yerse bu da başka bir değer. Bütün bunları parça parça koyduğun zaman gittiğin yol doğru demektir. Biz bunları yaparken bu hedeflere ulaşamazsak bile ileriye dönük yanlış yaptığımızı anlar ve ders çıkartırız. Doğrulardan ve yanlışlardan ders çıkartabiliriz. Hem sıkıntılı ve hem de hoşgörülü bir dönemdeyiz. Bu taraftar çok şeye sabretti ve sabretmeye de devam ediyor. Zaten bunu yapıyor ve destekliyor. Büyük bir camia olduğumuz için de ona uygun davranıyorlar. Taraftarlar kendilerinin bir sembol olduğunu ve bu takımın geleceği olduğunu bilmeliler. Taraftarlık hep bağırmak demek değildir. Bazen susmaktır. Taraftar bazen öyle şeyler yapar ki insanlar bundan ders çıkartır. Biz işin bir parçası olduğumuzu bilmeliyiz. Üstünlük yarışına girersek kavga çıkıyor o da doğru olmuyor. Trabzonspor marka değeri olan büyük bir kulüp. Ama takım ayrı bir takım. Bu takım saha sonucu alır, iyi olur, kötü olur değişir. Ama kulüp camia anayasası olmalı, ilkesi olmalı. Prensipleri olmalı, doğru yolda gideceğinin işaretlerini vermeli. Şehri temsil etme yeteneği olmalı. Herkes Trabzonspor’u konuşuyorsa benim sorumluluğum daha fazla artıyor. Sıradan bir insan gibi davranamazsın.
Peki uzun vadede başarının gelmesi için tahmini süre var mı? Bu süre içinde taraftarlar ne yapmalı?
Çoğunluk Trabzonspor’un başarısını istiyor. İlkeli, dürüst kaliteli futbol oynayarak istediği hedefe giden, Avrupa’ya çıktığı zaman iyi temsil eden bir takım istiyor insanlar. Bunu yapacağız. Ben de bunu istiyorum. Ben de taraftarım. Ben konuşmalarımda içteki ve dışarıda farklı değil. Ama içte olunca sorumluluğum artıyor. Dışta olunca sorumluluk kenarda kalıyor sadece taraftar sorumluluğu olarak kalıyor. Trabzonspor’un asıl gücü takımından çok seyircisidir. Seyirci kalitesi ve sayısı artıkça insanlar etkileniyorlar. Bu ister beni seven olsun, ister sevmeyen olsun. Futbol kamuoyunda bir güç oluşturuyorsun. Bu güç karşısında da futbol kamuoyunda. Aldıklarımız, alacaklarımız artıyor. Ama bunu alırım diye yaparsan alamazsın. Kaliteyi arttırdıkça örnek oldukça peşimizden gelirler. Sonuçlar iyi oldukça taraftar sayısı artıyor, spor kamuoyu gündeme sokuyor Trabzonspor’u. Alınan sonuçlar buna neden oluyor gibi görünse de bunun asıl gücü seyircidendir. Arkasında seyirci gücü olmayanların orda kalması uzun vadede mümkün değildir.
Bu anlattıklarınızdan yola çıkarak Trabzonspor’un hedefi nasıl belirlenmeli. Yani hedef ne olmalı?
Hedefin ne konulduğu çok önemli. Şampiyonluk hedef olarak konulmamalı. Hedefler arasında konulmalı ama tek hedef olmamalı. Yani 25 yıldır şampiyon olamadık. Ama hayat bitti mi? Bu sezon da şampiyon olabiliriz. Seneye de olabiliriz. Ama marka değeri büyük olan, kendi ürettiği oyuncuyu kullanabilen, Türkiye de ses getiren, bunu Avrupa ya taşıyan bir kulüp olmalıyız. Bunları yapıp da şampiyon olmak daha güzel bir şey. Biz şampiyon olduk kulübü bitirdik. Bu şekilde olmamalı. Trabzonspor dünya takımı olmalı. Oyuncu üretmeli, sosyal faaliyetlere girmeli. Ama kulüp olarak futbolcu üretimi yapmalıyız. Avrupa’ dan da iyi oyuncuları alıp harmanlamalı. Bazen şampiyon olur, bazen 5. 6. olabilir. Takım yarışan bir takım olmalı. Şampiyon olursak mutlu olacağız. Ama şartlanma olmamalı. Şampiyonluk siyahla beyaz bir şey değil ki. Şampiyonluğa hazır mıyız? Eksiklerimiz var. Ama buna rağmen olabiliriz de. Geçen sene de olabilirdik. Sana da bağlı değildir bu durum. Rakibe de bağlı bazen. Hepsi bir birinin içine geçmiş olaylardır bunlar. Olduğumuz zamanda, olmadığımız zaman da bir prensibimiz olmalı. Ekonomik borcumuzu çok büyütmemeliyiz. Bu şehrin kaldırabileceği bir borcumuz olmalı. Yapımıza uygun işler yapmalıyız. En iyisini alırız bu şekilde.
Trabzonspor gelişen futbola ayak uydurması için ne yapmalı?
Ekonominin verdiği zayıflık seyirci profilini değiştirdi. Seyirci-kulüp ilişkilerinde sorunlar oldu. Zaman zaman yönetimlerden kaynaklanan, bazen de gelişen sonuçlardan kaynaklanan zaaflar oldu. Sebepler ne olursa olsun hoş olmayan görüntüler vardı. Taraftarından korunan bir takım olabilir mi? Bunlar yanlışlarımız. Ama aynı taraftarlar birleşince bir kulüp olduk. Dünya’da örnek taraftarı, örnek futbolcusu, örnek kulübü olan bir takım olmalıyız. Hedefimiz bu olmalıdır.
Son olarak; Türk Milli takımının başına Hiddink getirildi. Erksun Yanal da alt kategorilerden sorumlu olacak. Bu konuda görüşleriniz nelerdir?
Guus Hiddink göreve gelmiştir. Saygı duyuyoruz. Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu böyle bir karar almıştır ve bunu kabullenmeliyiz. Milli takım hepimizin. Yeni hocamızın başarılı veya başarısız olacağını zaman gösterir. Ama hepimiz destek vermek zorundayız. Yalnız burada dikkat çeken bir nokta Türk antrenörleri bir kenara itilmiştir. Hâlbuki görev verildiğinde Türk antrenörler çok başarılı olmuştur.
İşte Trabzon’dan doğan Güneş’in futbol hayatı
Futbolculuk Kariyeri:
Futbol hayatına Erdoğdu Gençlik'te başlayan, ardından Trabzonspor'un amatör takımına geçen, buradan da Sebat Gençlik’e transfer olarak profesyonel futbolculuk hayatına başlayan ve 1972 yılında Trabzonspor'a transfer olan Şenol Güneş, yaklaşık 15 yıl Trabzonspor' da kalecilik yaptı.
Trabzonspor'da 1975-1984 arasında altı şampiyonluk yaşadı. Türk Millî Takımı’nın formasını ilk kez 31 Ekim 1976 tarihinde Malta 'ya karşı giyen Şenol Güneş milli takımın formasını 31 kere (beşini kaptan olarak) giydi. Türk spor tarihinde birinci ligde 1.112 dakika süreyle kalesinde gol görmeyerek en uzun süre gol yememe rekorunu kendi adına yazdırdı.
-Teknik Direktörlük Kariyeri-
Kulüp Takımlarındaki Kariyeri
1987-1988 Trabzonspor, 1988-1991 Boluspor, 1991-1992 İstanbulspor, 1992-1996 Trabzonspor, 1996-1997 Antalyaspor, 1997-1998 sezonunda da Sakaryaspor takımlarını çalıştırdı. Trabzonspor 2005'in Ocak ayında Şenol Güneş'i üç buçuk yıllık bir anlaşmayla teknik direktörlüğe geri getirdi. Daha sonra bu görevden istifa etti. 2006’dan 2010’a kadar Güney Kore ekibi Fc Seoul'ü çalıştırdı. Şimdi ise tekrar doğduğu, büyüdüğü, her şeyini kazandığı, Trabzonspor’un başına tekrar geldi.
Antrenörlük kariyerinde 1 Türkiye Kupası, 1 Başbakanlık Kupası, 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası gördü.
Milli Takımdaki Kariyeri
16 Ağustos 2000 tarihinde Türk Milli Takımı'nın başına getirildi ve millî takımın 48 yıl aradan sonra dünya kupasına katılan kadrosunda teknik direktör olarak görev aldı.
Türk Milli Takımı, Şenol Güneş’in teknik direktörlük yaptığı dönemde, 2002 FIFA Dünya Kupası’nda üçüncülük kazandı. UEFA’nın resmî internet sitesinde düzenlenen ankette 2002 yılının en iyi teknik adamı seçildi. 2003’ün Haziran ayında Fransa’da yapılan 2003 Konfederasyon Kupası’nda da Millî Futbol Takımını üçüncülüğe taşıdı. Milli takımı 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası'na sokamayınca 6 Mart 2004 'de görevinden ayrıldı.