Analar Elbet Ağlamasın Diğer Yazarlar
Onlarca kez uyardık…
Duyan olmadı.
Şimdi tekrar uyarıyorum.
Analar ağlamasın mantığıyla ortaya çıkmak pratikte kolaycı bir söylem ama bu işin birde öbür yüzü var.
Elbette bu ülkeyi yönetenler Yüce Türk Milletinin hak ve menfaatleri uğrunda çalışmak zorundadır.
Ancak iyi niyetlide olsa da bazen insanın baktığı açı, durduğu yer doğru olmayabilir.
O zaman da verilen karar, durulan yer, bakılan açıdan olarak tecelli eder.
İşte benim uyarım da bu noktadan…
Baş belası terörden kurtulmak elbette her Türk vatandaşının isteği ama bunu yaparken bir yanlışa ve yanlış anlamaya da mahal vermemek lazım.
Eğer meseleye sadece “Analar ağlamasın” penceresinden bakmaya devam edersek o zaman hükümet olma ve devlet adamı olma özeliğimizden ayrılır, bu konuda sadece politika yapmış oluruz.
Bu da bizi asıl yanlışa getiren yol olur diye düşünüyorum…
Devlet adamı, hükümet olmak, vereceğimiz kararların mutlaka geçmişini, bu günkü durumunu ve geleceğini ilmi olarak analiz ederek ona göre karar vermeyi gerektirir.
Bu düşünceden hareketle, mecliste yapılan “Açılım” görüşmeleri beni ve birçok Türk vatandaşını hayal kırıklığına uğratmıştır.
Yapılan konuşmalardan çıkardığım, gerek hükümet, gerek muhalefet sorunun çözümüne katkı yapmaktan daha çok politika yapıyor olmalarıydı.
Burada muhalefetten daha çok hükümetin sorumlu olduğundan hareketle, hükümete birkaç uyarım daha olacak.
Öncelikle ve özellikle, hükümet Güneydoğu sorununu gerçekten çözmek istiyorsa ilk olarak, o bölgedeki feodal yapıyı rehabilite edecek tedbirleri bir an önce uygulamaya koymalıdır.
Daha sonra bu işin yurt dışı destek ayağı olan ABD ve AB’yi ve Irak’taki aşiretleri ciddi bir şekilde uyarıp eğer varsa elindeki yaptırımları devreye bir an önce sokmalıdır.
İçeride ise hükümet: Öncelikle terörle ve teröristle desteğini bir türlü kesmeyen, kesemeye malum partiyi muhatap almamalı, bu konuda o bölgenin samimi aydınlarını, kanaat önderlerini ve o yörenin sözü dinlenen ileri gelenlerini muhatap almalıdır.
Daha sonra da, sorunun sosyal, ekonomik boyutunu iyi tahlil ederek gerekli adımları bir an önce atmalıdır.
Eğer analar ağlamasın diyorsak yukarıdaki önerilerim, belki de daha fazlası -politika yapmadan- birlik ve beraberlik anlayışı içinde, bir an önce uygulamaya konulmalıdır.
Maalesef görünen: Bu konuyla ilgili, gerek hükümet, gerek muhalefet siyasi getirim peşinde…
Tıpkı “Ergenekon” davasında olduğu gibi…
Burada muhalefet ne derse desin, hükümet ortamı germemeli, başta siyasi partiler olmak üzere -kameralar önünde veya arkasında- her türlü adımı bir an önce atmalıdır…
Mesele, meclisteki “Açılım” oturumunda, Ömer Çelik ve sn. Başbakanın yaptığı gibi, ortamı gererek çözülemeyecek kadar ciddidir, bu böyle biline…
Gerçekten hiç kimsenin ağlamayacağı bir Türkiye dileğiyle, kalın sağlıcakla!
16.11.2009

Yazarın Diğer Yazıları
TSK’yı Yok Etme ve Ortadan Kaldırma Planı - 02.11.2009
GELECEĞİMİZ DAHA BİR GÜVENDE ARTIK… - 26.10.2009
ÇOK AÇILMAMAK LAZIM… - 19.10.2009
KTÜ’nün Başarısı - 12.10.2009
Vali Bey’in Onurlu Duruşu - 05.10.2009
Bir Devlet Adamının Nöbet Değişimi… - 28.09.2009
Uzun Sokağımıza Kıymayın!!! - 21.09.2009
Erzurum Yahşi Güzel… - 07.09.2009
Sümela’da Ayin Bahane… - 24.08.2009
Ekonomi İyi Gitmiyor! - 17.08.2009
Türk Telekom ve Spora Destek - 10.08.2009
Trabzon’a Yatırım ve Tanıtım Ajansı - 03.08.2009
Keser Döner Sap Döner Gün Gelir Hesap Döner - 27.07.2009
Suni Gündem Ve Gerçeklerle Yüzleşmek - 20.07.2009
Trabzon’a Sahip Çıkmak - 13.07.2009
Güler Yüzlü Vali - 06.07.2009
Trabzon’a Yatırımcı Niçin Gelsin? - 29.06.2009
MAHKEME KADIYA MÜLK DEĞİL - 22.06.2009
ROLLER DEĞİŞİYOR MU? - 08.06.2009
KALBİMİZ ARTIK GÜVENDE - 01.06.2009