ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ VE ÜLKE GÜNDEMİ Diğer Yazarlar

Geçtiğimiz günlerde “Beyaz Şov”da mini bir yarışma vardı. Üç üniversiteden birer öğrenci seçildi bu yarışma için. Öğrencilerden biri Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğrencisi, diğeri Beykent Üniversitesi’nden, bir diğeri de Gazi Üniversitesi’nden…

Öğrencilere sorulan ilk iki soru müzikle ilgili ve maşallah öğrenciler pek bilgili görünüyorlardı; bu sorulara takılmadan geçtiler.

Ama Türkiye’nin gündemi, onların gündemine hiç girmemiş gibi görünüyordu…

İşte soru: HSY’nın açılımı nedir?

Cevap: Kem…küm…

Bu haber üzerine fakültede girdiğim sınıflarda ben de mini bir test yaptım. Sonuç; harika… Her sınıfta bu sorunun cevabını kolayca buldum.

Şimdi bu durumda ne diyebiliriz?

Trabzon’daki öğrencilerin Ankara ve Bolu’daki öğrencilerden ülke gündemine daha duyarlı olduklarını söylemek yanlış olur mu? Elbette olmaz! Rahatlıkla şunu söylemek mümkün: Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencileri artık “taşralı” değildir! Ülke gündemine kayıtsız kalmanın doğal sonucu taşralı olmaktır. Ya da taşralı olmak, ülke sorunlarından habersiz olmak anlamına gelir.

Üniversite gençliği, 12 Eylülden sonra ülke gündemine duyarsızlaştırıldı. Şu anda gençlerin en önemli sorunu “ülke sorunu” filan değil, geleceğini garanti altına almaktır. Üniversite gençliği, kendinden başkasını düşünemeyecek bir dünya görüşü geliştirmiş görünmektedir. Tabii ki, buna dünya görüşü denirse…

Üniversite gençliğinin ülke gündemine duyarlı olmaması, ülkenin geleceği konusunda endişe verici bir durum değil midir?

Üniversite gençliğini; düşünen, soru soran, ülke gündeminden haberdar bir kişilikte yetiştiremedikten sonra, geleceğin fotoğrafının çok net olmadığını söylemek için kahin olmaya gerek yoktur.

Gençlik elden gitmeden, gençliğe sahip çıkmanın zamanı çoktan geçmiştir. Gençliğin elinden tutması gereken ilk kurumun da üniversite olduğu açıktır. Üniversiteler yönetici ve akademisyeniyle bu gençleri yaşamın gerçekleriyle yüzleştirecek bir mekanizmayı hayata geçirmelidir.

Gençlerin bugünkü durumundan hepimiz birlikte sorumluyuz. Herkes elini taşın altına koymak zorundadır. Aksi halde gençlerin içimizi acıtan durumlarını sürekli görmeye devam eder dururuz…

03.03.2010

Yazarın Diğer Yazıları
ÖĞRENMEK İÇİN İSTEKLİ OLMAK ŞARTTIR - 01.09.2010
DOĞRU DİLİ KULLANMAK - 25.08.2010
“BÜYÜKLERİMİZ DAHA İYİ BİLİR” (Mİ?) - 18.08.2010
ÇAYKARA ZEKİ BİLGE İLKÖĞRETİM OKULU’NUN SON BAŞARI TABLOSU - 11.08.2010
EĞİTİMİN DEĞİŞEN ANLAMI ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK - 04.08.2010
18. MİLLİ EĞİTİM ŞURASI - 14.07.2010
TRABZON’DA SOSYAL BİLİMLER LİSESİ - 23.06.2010
SBS ÜZERİNE BİRKAÇ NOT - 09.06.2010
OKULLARDA SINAV BASKISI OLDUKÇA DEĞERLER EĞİTİMİ OLAMAZ! - 02.06.2010
OKULLAR EĞİTİMİN NERESİNDE? - 26.05.2010
MÜKEMMEL SINIFLARI YÖNETECEK ÖĞRETMENLERİN YETİŞTİRİLMESİ - 19.05.2010
ÖĞRENCİLERE İNSAN OLMAYI ÖĞRETEBİLMEK - 13.05.2010
V. EĞİTİM YÖNETİMİ KONGRESİ YAPILDI - 05.05.2010
OKUL MÜDÜRLERİ DE İNSANDIR - 28.04.2010
SİYASETNAME’DEN ÇAĞDAŞ YÖNETİCİLERE… - 21.04.2010
OKULLARDA ZİL SESİ OLMADAN OLMAZ MI? - 14.04.2010
MESLEK SEÇİMİ - 07.04.2010
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ PAKETİ - 31.03.2010
ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİLERİ: ŞİDDET - 24.03.2010
OKULLAR VE CİNSEL TACİZ - 10.03.2010