DEVLETİN MALI DENİZ, YEMEYEN… Diğer Yazarlar

Doğaya müdahalede bulunduğu halde geri dönüşümü konusunda hakkında zıt görüşler olan HES (Hidro elektrik santral )ler ile ilgili olarak bir ofsayta düşmek istemedik şu ana kadar. Yani yasal her türlü önlemi alınarak doğaya müdahalede bulunulduğunda bunu gelişmenin ve enerji ihtiyacının bir sonucu olarak görmek istedik ve işin kritiğini uzmanlarına bırakmayı tercih ettik.

HES in doğaya olan zararları kimine göre var idi, kimine göre yok idi. İşte anormallik buradaydı. Çünkü bir şey ya vardır ya da yoktur. Akademik çevreler ve bilim insanları temkinli demeçler verip gelecekten kuşku duyarlarken zaman içinde gördük ki devletin bu işle ilgili her resmi kurumu HES’lerin doğaya uyumlu olduğu ve dolayısı ile zararlarının göz ardı edilebileceği hususunda hemfikirler.

Böylesine farklı değerlendirmelere yol açabilen bir yatırımda ısrar edileceğine doğaya zararı sıfır olan ve geri dönüşümünde hiçbir sorun yaşanmadığı konusunda da ortak kanaat oluşmuş olan bir başka enerji yatırımına; rüzgar enerjisine defalarca dikkat çekmeye çalıştım. Fakat ticari bir kafaya sahip olmadığımdan dolayı rüzgar enerjisi ile ilgili bütün televizyon konuşmalarımın ve gazete yazılarımın beyhude olduğunu zaman içinde anlamış oldum. Çünkü rüzgar enerjisinin çevreye ve ülkeye sağlayacağı faydalar çoktu ama yatırımcısına sağlayacağı fayda kısa vadede pek yoktu. Yani ilk yatırım maliyeti oldukça pahalı idi. Biz de saf saf yıllarca bu yatırımı önerip durduk, kafa şişirdik. Oysa beri yanda Allah’ın dereleri akıyordu insanı tahrik edercesine. İki beton iki tünelle işi karşıya geçirebilirdi meraklısı. Neye rağmen? Yargıya ve bilimsel görüşlere rağmen. Ülkemizde kanun var ama hukuk yok diye diye dilimizde tüy bitti. Yani kanunun yaptırım gücü ve uygulamasında sıkıntı çekmekte olan bir ülkeyiz. Vur deyince öldüren bir yapımız var. Devletin malının deniz olduğunu gören her yurdum insanı nasıl ki eline kazma küreği alarak veya altına bir iş makinası çekerek müdayit (müteahhit) oluyor, nasıl ki hukukun, devletin yağmalanması karşısındaki çaresizliğinden cesaretlenen her aklı evvel denizlerimizin doldurulmasını, yolların denizlerimizden geçirilmesini, otobüs terminallerinin elde avuçta kalmış sınırlı sayıdaki koyumuza yapılmasını bir rant kapısı olarak görüyor, şimdi de eline iki kuruş geçiren yurdum vatandaşı HES yatırımına koşuyor. İşin tadı kaçtı. Herkes HESci oldu. Hatta artık kahvehanelerde, lokallerde insanların sahip oldukları HES’ler konuşuluyor. Eskiden adamın evliliği, işi, dükkan sayısı, daire sayısı konuşulurdu. Şimdi devir değişti. Artık sahip olduğunuz HES sayısı ile değerlendiriliyorsunuz. Hatta hor görülüyorsunuz. Küçümsenen bakışlara muhatap oluyorsunuz. Hala senin bir HES in yok mu? der gibi bakıyor insanlar birbirine.

Ve acı final; bütün bunlar yargıya rağmen devlet eli ile yapılıyor ne yazık ki.  Ondan sonra da Ermeni Yasa Tasarısı sebebi ile Amerika Birleşik Devletleri’ ne veryansın ediyoruz. Yahu o Amerika. Öyle ya da böyle çıkarı var.

Sen Türkiye Cumhuriyeti Devletisin. Sen önce iç hukukuna ve doğana sahip çık. Kanununu uygula. Senin kendi toprağına harakiri yapmakta ne gibi bir çıkarın olabilir ki?

Cevabı ben vereceğim de ağzım su dolu konuşamıyorum.

09.03.2010

Yazarın Diğer Yazıları
ALLAH İSLAH ETSİN - 07.09.2010
DEMOKRAT PARTİ ŞAŞIRTIYOR - 31.08.2010
KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ - 24.08.2010
KÖTÜ MÜ OLDU? - 17.08.2010
İŞSİZLİK KOCA BİR YALANMIŞ! - 10.08.2010
BİR KÜÇÜK RİCA! - 03.08.2010
VATAN HAİNİ MİYİM? - 27.07.2010
ŞEHİRCİLİK ADINA DOĞRU ADIM - 20.07.2010
TÜRK DİASPORASI GÜÇLÜ DEĞİL - 13.07.2010
TRABZONSPOR İLE UYUTULMAK - 06.07.2010
GEREKSİZ ELEŞTİRİ - 29.06.2010
ACIMIZ BÜYÜK, YA AÇIĞIMIZ? - 22.06.2010
KENTİMİZ BAŞBAKANI AĞIRLADI - 15.06.2010
KAFAM KARIŞTI, MİDEM BULANDI ! - 08.06.2010
YETER SÖZ MİLLETİN VE 27 MAYIS ! - 01.06.2010
ŞAMPİYON OLDU, AMA. - 18.05.2010
ÜLKENİN GENLERİYLE OYNANIYOR - 11.05.2010
TAKTİK Mİ? - TEPKİ Mİ? - 04.05.2010
ULAŞILAMAMIŞ RUHLAR - 27.04.2010
PİŞMİŞ AŞA SU KATILIR MI? - 20.04.2010