OKULLAR VE CİNSEL TACİZ Diğer Yazarlar

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, okullardaki tecavüz ve cinsel tacize ilişkin rakamları ilk kez açıkladı.

Ekim 2006’dan 1 Ocak 2010’a kadar geçen 4 yılda, 169 tecavüz ve cinsel saldırı olayı gerçekleştiğini belirten Çubukçu, (MEB) Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın son 10 yılda 65 vaka için soruşturma açtığını kaydetti. Çubukçu, 2000-2010 yılları arasında tüm okullarda öğrencilere yönelik tecavüz ve cinsel saldırı iddiaları nedeniyle 65 inceleme-soruşturma açıldığını bildirdi. 

Çubukçu, 65 soruşturmaya konu olan tecavüz ve cinsel saldırı mağdurlarından 2’sinin erkek, 46’sının kız olarak belirlenebildiğini; 17 yönetici, 47 öğretmen, beş hizmetli ve bir memurun soruşturulduğunu kaydetti. Ağustos 2006’dan itibaren “Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı (2006-2011)” projesinin yürürlüğe girdiğini ve vakaların kayıt altına alındığını belirten Çubukçu, verilerin tutulmaya başlandığı Ekim 2006’dan itibaren gerçekleşen cinsel taciz vaka sayısının toplam 169 olduğunu açıkladı.

Bu bilgileri nasıl okumalıyız?

Okullarımızda yöneticiler ve öğretmenlerin de dâhil olduğu cinsel şiddet olayları az da olsa meydana geliyor. Az olduğu için övünmeli miyiz? Elbette ki, hukuken suçlu olduğu ispat edilene kadar herkes masumdur. Ama okul denilen eğitim kurumunda böylesi bir insanlık suçundan söz ediyor olmamızın çok önemli olduğu açıktır. Dünya Kadınlar Günü’nü kutladığımız bu günlerde, kızların okul çağından başlayan bir mağduriyet içinde olduklarını görmek de can acıtıcı bir durumdur. Yine kızlar mağdur…

Bu habere bakıp, öğretmenlik mesleğinin kutsal olmadığına artık inanırız, değil mi? Kutsallık atfedilen bu insanların böyle bir olayın içinde görülmesi, kutsalımızın tartışılmasına neden olmaz mı? Tekrar edelim: Öğretmenlik mesleği de kutsal değil, öğretmenler de… Çünkü öğretmenler de insandır ve zaafları vardır. Ama gönül ister ki, öğretmenler zaaflarını okul ortamında açığa vurmamayı öğrensinler! Okul ortamlarını cinsel tacize imkân vermekten uzak bir konuma getirmenin önemli bir durum olduğunun altı çizilmelidir. Öğretmen ve yöneticilerin korumasına emanet edilen yavruların, kendi yavrularımız olmadığının bilincinde olarak, onlara bir emanet gözü ile bakmayı bilmeden, okullardaki bu tür olaylardan uzak duramayacağımız açıktır.

Okul ortamlarını bir eğitim ve ahlâk kurumu haline getirmeden, çocuk ve gençlerin akademik başarılarına mesai harcamanın anlamı yoktur. Çünkü, Roosevelt’in dediği gibi, “Bir insanı ahlaken eğitmeden, sadece zihnen eğitmek, topluma yalnızca okumuş bir bela kazandırmaktır”. Okulları ahlak eğitiminin merkezi haline getirerek, okullardaki cinsel tacizden daha iyi emin olabiliriz.

10.03.2010

Yazarın Diğer Yazıları
ÖĞRENMEK İÇİN İSTEKLİ OLMAK ŞARTTIR - 01.09.2010
DOĞRU DİLİ KULLANMAK - 25.08.2010
“BÜYÜKLERİMİZ DAHA İYİ BİLİR” (Mİ?) - 18.08.2010
ÇAYKARA ZEKİ BİLGE İLKÖĞRETİM OKULU’NUN SON BAŞARI TABLOSU - 11.08.2010
EĞİTİMİN DEĞİŞEN ANLAMI ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK - 04.08.2010
18. MİLLİ EĞİTİM ŞURASI - 14.07.2010
TRABZON’DA SOSYAL BİLİMLER LİSESİ - 23.06.2010
SBS ÜZERİNE BİRKAÇ NOT - 09.06.2010
OKULLARDA SINAV BASKISI OLDUKÇA DEĞERLER EĞİTİMİ OLAMAZ! - 02.06.2010
OKULLAR EĞİTİMİN NERESİNDE? - 26.05.2010
MÜKEMMEL SINIFLARI YÖNETECEK ÖĞRETMENLERİN YETİŞTİRİLMESİ - 19.05.2010
ÖĞRENCİLERE İNSAN OLMAYI ÖĞRETEBİLMEK - 13.05.2010
V. EĞİTİM YÖNETİMİ KONGRESİ YAPILDI - 05.05.2010
OKUL MÜDÜRLERİ DE İNSANDIR - 28.04.2010
SİYASETNAME’DEN ÇAĞDAŞ YÖNETİCİLERE… - 21.04.2010
OKULLARDA ZİL SESİ OLMADAN OLMAZ MI? - 14.04.2010
MESLEK SEÇİMİ - 07.04.2010
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ PAKETİ - 31.03.2010
ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİLERİ: ŞİDDET - 24.03.2010
ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ VE ÜLKE GÜNDEMİ - 03.03.2010