| Düşler ve Umutlar | Diğer Yazarlar | ||||
Ne zaman vazgeçtik düşlerimizin peşinden gitmekten? Çocuktuk neşe dolu gözlerle bakıyorduk dünyaya istediklerimizi elde etmek için tek engelin büyümek olduğunu düşünüyorduk. En sevdiğimiz oyuncağı alabilecek en çok sevdiğimiz yerlere gidebilecek kimsenin engeli olmadan bir şeyleri tek başımıza yapabilecektik. Büyüdük ve büyüdükçe hayallerimizin yerini kaybettiğimiz ya da elimizden alınmasına izin verdiğimiz hedeflerimiz aldı. Hani hep yapmak istediklerimizi peşinden gidecektik. Hepimizin hayatımızda yaşadık bunu, bazen hep yapmak istediğimiz bir hobi, almak istediğimiz bir eşya, gitmek istediğimiz bir şehir, kendimiz içi yapmak istediğimiz ama cesaret edemediğimiz bir değişiklik ve beklide söylemek isteyip de söyleyemediğimiz bir cümle oldu. İçimizde taşıdığımız hayallerle başlattığımız, hep içimizde sıcaklığını duyduğumuz o alevi yaşamın rüzgârında söndürürüz.
Kendi içimizdeki alevi biz yakamazsak bunu bir başkası bizim için yapmayacaktır. Bizi engelleyenler nedir? Umutlarımızın peşinden koşmamıza hedeflerimize doğru adım atmamıza engel nedir. Yetişkin olmak, sorumluluk almak içimizdeki coşkuyu kaybetmek… En önemlisi ise şartlanmalarımız. Büyüdükçe yetişkin oldukça yapabileceklerimizden çok yapamayacaklarımızın listesi sanki tutuşturulmuş elimize. Toplum denenmiş tüm yolların nereye gideceğini bilirmiş gibi engellerin listesini sunar bize. Bu düşünce bizi en başından önyargıların dünyasına hapsetmiyor mu aslında. En hafif şeyler bile gözümüzde büyüyebilir ya da içimizdeki gücün ortaya çıkmasını engeller. Kurbağanın hikâyesinde olduğu gibi. Bir gün kurbağalar arasında bir yarış düzenlemiş hedef ise yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Diğer kurbağalarda arkadaşlarını izlemek için toplanmışlar. Oluşan kalabalık yarışmacılardan hiç birinin kulenin tepesine varıp hedefi gerçekleştireceğine inanmıyormuş. Aralarında “zavallılar hiçbir zaman başaramayacaklar” “kulenin tepesine hiçbiri varamayacak” diyorlarmış. Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyirciler bağırmaya devam ediyorlarmış: 'Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!' Sonunda bir tanesi hariç, hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içerisinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş;'Bu işi nasıl başardın?' diye. O anda farkına varmışlar ki; Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!
Sağır ya da dilsiz olmaya gerek yok topluma bir nebze de olsa kulakları tıkamak bizi saran olumsuzluklardan arınmak bizim başarımızı sağlayacak. Çevremizde ne kadar çok olumlu düşünen bizi destekleyen insanlar olursa o kadar çok şeyi başarabileceğiz. Her zaman tekrarlana olumsuz cümleler yerine içimizde taşıdığımız güven ve inancı ortaya çıkarmak güzel düşünmek ve güzel şeyler yapmak için çevrenizde olumlu düşünen insanlara sarılın. Düşlerinizin peşinden gitmekten hiçbir zaman vazgeçmeyin. |
|||||
| 13.02.2009 | |||||
| Yazarın Diğer Yazıları | |||||
| Daha fazla huzur - 07.02.2009 | |||||